IMG_20160616_153144Doğal yaşlanma süreci içinde bedenimiz pek çok evrim geçirmektedir , zamanla hormonal değişimler ve hücre yenilenmesinin yavaşlaması sonucu kolajen ve elastin doku diriliğini yitirir ve böylece yüzümüzde , göz ve dudak çevremizde aynada görmekten çok hoşlanmadığımız kırışıklıklar ve sarkmalar meydana gelir.

Bu sürecin daha hızlı ve yavaş olmasında genetik yapımız en önemli rolü üstlenirken , maruz kaldığımız iç ve dış faktörler , neler yapıp yapmadığımız , neler yiyip içtiğimiz de çok büyük önem arzetmektedir.

Bakımlı bir cilt ile bakımsız bir cilt arasındaki en büyük fark 35 – 40 lı yaşlardan itibaren bariz bir şekilde kendini göstermektedir. Genetik yapısı iyi olmasına rağmen iyi bakılmayan bir cilt olduğundan daha yıpranmış görünür , ancak tam tersi genetik yapısı güçlü olmayan bir cilt doğru ve düzenli bakım ile olduğundan çok daha genç ve sağlıklı görünecektir.

Unutmayın ki cildimiz sağlığın aynasıdır ve en ufak bir rahatsızlıkta çiçek gibi solar.

Bundan dolayı sadece estetik açıdan değil sağlık açısından da cildimizin, temizlik ve bakımına özen göstermek, yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Aksi takdirde UV ışınları, makyaj, sebest radikaller, stres, hava değişimleri ve yanlış beslenme cildimizi olumsuz yönde etkiler ve genç yaşta olmamıza rağmen yorgun, olduğumuzdan daha yaşlı görünmemize neden olur.